Şaşırtıcı Bilgiler 4 dk okuma
Mısır Neden Patlar? Kabuğun İçinde Hapsolan Buhar
Sert kabuk suyun dışarı çıkmasına izin vermez, buhar içeride sıkışır ve sınır bir anda çöker. Patlamanın ardındaki basınç mantığı.
Yazar: Nehir Tan
Tencerenin içinde sert, küçük ve tamamen sessiz duran taneler birkaç dakika sonra art arda patlamaya başlar. Mısır patlaması gündelik bir mutfak olayı gibi görünse de aslında kapalılığın ve basıncın çok net bir gösterisidir. Her tane, içindeki suyu dışarı bırakmayan sıkı bir kabukla çevrilidir. Isı arttıkça bu kabuğun tuttuğu şey de artar ve bir noktada sınır dayanamaz. Patlama, tam olarak o sınırın çöktüğü andır.
Tanenin içinde ne var
Patlamaya uygun mısır tanesi üç ana parçadan oluşur: dışarıdaki sert kabuk, içerideki nişastalı gövde ve bu gövdenin içinde hapsolmuş az miktarda su. Bu su gözle görülmez, tanenin dokusuna dağılmış haldedir. Kabuk ise diğer tahıl türlerine göre belirgin biçimde daha sert ve daha az geçirgendir. İşte bu iki özelliğin bir arada olması, mısırın diğer tanelerden farklı davranmasının nedenidir. Kabuk sızdırmasa da içeride buhar birikebilir.
Isı arttıkça ne oluyor
Tane ısındıkça içindeki su sıcaklık kazanır ve buhara dönüşmeye çalışır. Normal koşullarda su buharlaşırken hacmi büyük ölçüde artar; ancak burada genişleyecek yer yoktur. Kabuk suyun dışarı çıkmasına izin vermediği için buhar tanenin içinde sıkışır ve basınç yükselir. Aynı anda içerideki nişasta da ısı ve basınç altında yumuşayarak hamur benzeri, akışkan bir hale gelir. Yani patlama anına yaklaşırken tanenin içi artık kuru ve sert değil, sıcak ve yumuşaktır.
Sınırın çöktüğü an
Basınç kabuğun dayanabileceği düzeyi aştığında kabuk aniden yarılır. İçeride sıkışmış buhar bir anda serbest kalır ve yumuşamış nişasta hızla genişler. Dışarıdaki hava soğuk olduğu için genişleyen bu köpüksü yapı saniyeler içinde sertleşir ve tanıdık beyaz şekli alır. Duyulan ses de buharın ani çıkışından kaynaklanır. Böylece sert ve küçük bir tane, kendi hacminin defalarca katı, hafif ve gözenekli bir yapıya dönüşür.
Neden her mısır patlamaz
Marketten alınan her mısır türü patlamaz. Yemeklik ve hayvan yemi olarak kullanılan çeşitlerin kabuğu daha ince ve daha geçirgendir; ısınınca içerideki su basınç oluşturamadan yavaşça dışarı sızar. Bu durumda tane yalnızca kavrulur, kabarmaz. Patlatmak için yetiştirilen çeşitler ise özellikle sert kabuklu olanlardır. Aynı şekilde çatlamış, kırılmış veya delinmiş taneler de patlamaz; kabuktaki en küçük açıklık bile buharın kaçmasına ve basıncın hiç oluşmamasına yol açar.
Tavadaki patlamayan taneler
Her seferinde tencerenin dibinde birkaç tane kalır. Bunun en yaygın nedeni, o tanelerin içindeki su miktarının yetersiz olmasıdır. Çok uzun süre açıkta ya da kuru bir ortamda bekleyen mısır zamanla nemini kaybeder ve patlama için gereken buharı üretemez. Bu yüzden mısırın ağzı sıkıca kapalı bir kapta saklanması, sadece düzen meselesi değil doğrudan sonucu etkileyen bir ayrıntıdır. Aşırı nem ise başka sorunlar getirir; dengeli bir saklama gerekir.
Isının eşit dağılması
Tanelerin tümünün patlaması için ısının dengeli ulaşması gerekir. Tek kat halinde yayılmış taneler, üst üste yığılmış olanlara göre daha eşit ısınır. Isı çok yüksekse dıştaki taneler yanarken içeridekiler yeterince ısınamaz; çok düşükse kabuk yarılmadan önce su yavaşça kaçar. Tencerenin kapağının kapalı olması ise patlayan tanelerin dışarı sıçramasını önler, ancak kapağın hafif aralık bırakılması içeride biriken buharın çıkmasını sağlayarak ürünün ıslanmasını engeller.
Aynı ilkenin başka örnekleri
İçeride sıkışan buharın bir sınırı zorlaması yalnızca mutfakta görülmez. Ateşe atılan ıslak odunun çatırdaması, kabuğu çizilmeden pişirilen kestanenin çatlaması ya da bazı bitkilerin kuruyunca tohum kapsüllerini açarak tohumlarını fırlatması aynı mantığa dayanır. Hepsinde ortak nokta, geçirgen olmayan bir sınırın içinde basıncın birikmesi ve o sınırın belirli bir noktada aniden açılmasıdır. Doğa da, mutfak da bu ani boşalmayı işe yarar biçimde kullanır.
Sesin ardındaki ritim
Patlamalar hiçbir zaman aynı anda olmaz. Her tanenin kabuk kalınlığı ve içindeki su miktarı biraz farklı olduğu için her biri farklı bir eşikte açılır. Önce seyrek birkaç ses duyulur, ardından ritim hızlanır ve sonunda yeniden seyrekleşir. Bu ritmi izlemek pratik bir işe de yarar: sesler arasındaki boşluk belirgin biçimde uzadığında ocağı kapatmak, geride kalan birkaç tane için beklemekten ve tümünü yakmaktan daha iyi bir sonuç verir.
Küçük bir tanenin anlattığı
Mısır patlaması, kapalılığın hem güç biriktirdiğini hem de bir sınırı olduğunu gösteren sade bir örnektir. Aynı su, açık bir tavada olsaydı sessizce buharlaşıp giderdi; sıkı bir kabuğun içinde tutulduğu için görünür ve duyulur bir sonuç üretti. Bu yüzden mısırın sesi aslında bir kaçışın sesidir. Bir dahaki sefere tencerenin kapağını kaldırdığınızda, elinizde tuttuğunuz şeyin küçük bir basınç deneyinin sonucu olduğunu düşünebilirsiniz.